Tarhan Telli: Her gün 50 bin maske dağıtacağız

İnternet

Serdar Zaim 41 okunma 0

Özel tasarım motosikletleriyle adını dünyaya duyuran Tarhan Telli, korona salgınının Türkiye’ye ulaşmasının hemen ardından tıbbi maske üretimine başladı. Ünlü iş insanı, ayrıca hastaneye gitmeden korona testi yapmaya imkan tanıyacak “mobil test” projesinin hazırlıklarını tamamlayıp patent başvurusunda da bulundu. Hollywood yıldızlarından dünyanın en zengin işadamlarına sayısız ünlüye yüzbinlerce euro’luk motorlar tasarlayan Telli ile yeni projelerini, karantina günlerini ve geçmişten bugüne uzanan macerasını konuştum. Tabii ki karantina koşullarında, dijital dünyanın nimetleri aracılığıyla...

Tarhan Telli: Her gün 50 bin maske dağıtacağız

◊ Atatürk Oto Sanayi’ye ilk adım attığınızda 14 yaşındaymışsınız. Motor sevdanız ne zaman başladı?- Aslında hayatıma motordan önce tasarım girdi diyebilirim. Daha çocuk yaşlardayken...◊ Nasıl oldu o?- Uzaktan kumandalı oyuncak arabalarım vardı. Onları komple söker, ikisinin motorlarını tek araçta birleştirerek 4 çeker yapardım. En sevdiğim şey çalışan bir aleti sökmek, nasıl çalıştığını anlamak, daha sonra onu geliştirmekti. Tabii o zamanlar buna geliştirmek denmiyordu pek. Annemin tabiriyle daha çok “bozmak”tı. (Gülüyor) Annem benim oyuncak canavarı olduğumu söylerdi.◊ İlk motorunuzu aldığınızda kaç yaşındaydınız?- 16... Kırık döküktü ama ben ona yeniden hayat vermiştim.◊ Çok da küçükmüşsünüz. Aileniz bu tutkunuza tepki göstermedi mi?- Göstermez olur mu! (Gülüyor) Annem bana çok düşkündür. Asla motor binmemi istemezdi. Hatta ehliyet sınavına bile gizli gizli hazırlandım. Kaskımı, sırf o görmesin diye yatağımın altına saklardım.◊ Ya ilk motor... Onu kimin desteğiyle aldınız ve annenizden nasıl sakladınız?- Biriktirdiğim biraz param vardı. Kırık dökük ikinci el bir motor almaya yetti. Onu oto sanayide baştan yarattım, yani tasarladım. Saklama konusuna gelince. Bodrum’da evimiz vardı, motoru bir kamyonla oraya götürdüm ve evin uzağında bir yere park ettim. Annemle beraber, denize gitmek için motorun durduğu yoldan her gün yürürdük. Ben motoru gördükçe “Baksana ne güzel” derdim, o da bana “Sakın ha, hakkımı helal etmem” derdi. Bilmezdi ki o motor zaten benim...MEL GIBSON VE HARRISON FORD ARTIK BİZİM AİLEDEN◊ Okul hayatınız zormuş. Hiperaktivite, disleksi ve dikkat eksikliği gibi sorunlar nedeniyle liseden mezun olana kadar 7 okul değiştirmek zorunda kalmışsınız...- Lise hayatım aksiyon filmlerinden farksızdı. Yerinde duramayan, hiperaktif bir genç hayal edin. Çoğu şeye muhalif. Bu yüzden lise öğrenimim zorlu geçti. Ama sonrasında iki üniversite bitirdim.◊ TT Custom Choppers ne zaman kuruldu?- 2005 yılında. Daha sonra 2009’da Harley Davidson’ın distribütörlüğünü aldık. Yıllar geçti, 2015’te Dubai, 2017’de Miami ve Hollanda diye devam etti.◊ Sylvester Stallone, Jason Statham, Mel Gibson, Harrison Ford gibi Hollywood starlarına, milyarder işadamı Abramoviç’e bile motosiklet tasarlamışsınız. Motosiklet teslim ettiği-niz herkesle iletişiminiz devam ediyor mu? Onlar da artık TT ailesinden mi?- Evet, hepsiyle iletişimimiz devam ediyor. Hep söyleriz “Biz motor satmıyoruz, yaşam tarzı aşılıyoruz”... Bir kardeşlik, dostluk... Burada egoya yer yok. Herkesin ceketini çıkardığı, gerçekte kim olduğundan bağımsız bir yelek altında toplandığı bir grup. Buna da “TT Brothers” denir.◊ Motosiklet değil yaşam tarzı sattığınızı söylediniz. Nasıl bir yaşam tarzı bu?- Tamamen size özel bir yaşam. Hayalini kurduğunuz, kahramanının da kendiniz olduğu bir çizgi film gibi düşünün...◊ Her ne kadar son yıllarda azalsa da motorcular, özellikle chopper’cılar hakkında “kötü çocuk” şeklinde bir algı var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?- Amerikan film endüstrisinin etkisiyle bilinçaltımıza işlenen düşünceler bunlar. Aradaki tek fark motorcuların korku eşiklerinin normal bireylere göre daha yüksek olması, bir de adrenalini sevmeleri...◊ Bir arkadaşım Türkiye’de otomobil kullanıcılarının motor sürücülerini çok taciz ettiğini, hayati risk yarattıklarını söylemişti. Siz de bizim yolların diğer ülkelere göre motorcular açısından daha tehlikeli olduğunu düşünüyor musunuz?- Evet, Türkiye’de taciz olayı çok fazla. Bu doğru. Çünkü bencil insanlar şöyle düşünüyor; “Ulan ben trafikte kaldım, baksana aradan geçti gitti”... Ve bunu kendilerine yapılmış bir hakaret olarak görüyor, savaş moduna giriyorlar. Böyle davranan sürücüler sadece bencil değil aynı zamanda cahiller.◊ Hiç bu yüzden kaza geçirdiniz mi?- Yok, kaza geçirmedim. Ama bir motorcu arkadaşımın gelip de bana yan tarafımdan çarptığı oldu bir kere.◊ Motor hayatınızın aşkıysa, ikinci sırada ne geliyor?- Motor aşktan ziyade benim tutkum. Olmazsa olmazım hayal etmek ve tasarlamak. Yapılmayanları yapmak...◊ “Oturduğum evden yaptığım işe her konuda hayalimi yaşıyorum” diyormuşsunuz. Hiç mi gerçekleştiremediğiniz bir hayaliniz olmadı?- Benim hayallerim hiç bitmez ki... Onlar olduğu sürece ben de varım. Hayallerim beni ben yapıyor. ◊ Talepleriyle size bile “yok artık” dedirten hayalperestler oldu mu?- Şöyle cevap vereyim. Şu hayatta hayalleri çok olan fakat yeterli inancı olmayan çok insan tanıdım. Halbuki sonuca değil de sürece âşık olmak, hayale sahip çıkıp arkasından gitmemek, tüm hayalleri imkansız kılar. Bana gelenlerin çoğunun hayali de bu şekildeydi maalesef.HAYVANLAR İNSANLARDAN ÇOK DAHA ZARARSIZ◊ Hayvan sevginiz malum ama neden herhangi bir köpek, kedi, kuş değil de pitbull, maymun, iguana, yılan, timsah? Bu farklı olma çabası mı?- Hayatımda hiç farklı olmaya çalışmadım. Zaten düşünce yapım, yaşam tarzım, yaşam değerlerim hep farklıydı. Hayvanları insanlardan çok daha zararsız buluyorum. Kinleri, nefretleri, egoları, en önemlisi kem gözleri yok. (Gülüyor)◊ Bir dönem sık sık magazin basınında yer alıyordunuz ama artık ortalarda yoksunuz. Bilinçli bir kaçış mı bu?- Ben yaptıklarımla haber olan biriyim, daha fazlasına gerek yok. Sadece başarılarımın takdir ve takip edilmesini istiyorum. Evet, bazen elinizde olmadan magazinin içinde buluyorsunuz kendinizi. Bu da iş hayatınızın önüne geçiyor. Bu dünya böyle, yapacak bir şey yok.  MOBİL KORONAVİRÜS TEST PROJEMİZ İÇİN PATENT BAŞVURUSUNDA BULUNDUK◊ Salgın Türkiye’ye ulaşır ulaşmaz maske üretmeye başlamışsınız, doğru mu?- Evet. Piyasada minimum 5.5 lira olan maske fiyatını 2.5 liraya düşürmek için üretime başladık. Şu an için haftada 2.5 milyon maske kapasitesindeyiz. Ek yatırımla kapasiteyi yükseltip 5 milyon maskeye ulaşmayı hedefliyoruz. Bugünleri elbirliği ile atlatacağız.◊ Sizi harekete geçiren ne oldu? - Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda vatandaşların ve sağlık çalışanlarımızın maske tedariğinde sıkıntı yaşadığını görünce bu üretimi bir an önce başlatmamız gerektiğine karar verdim. Ürettiğimiz ilk 1 milyon maskeyi devlet kurumlarına hibe ettik. Maske fiyatı yükselmesin diye yüksek kalite maske üretip piyasa fiyatının altında piyasaya sürmeye devam ediyoruz. Maske için yardım talebi geldiğinde hiç tereddüt etmeden ücretsiz olarak gönderimini yapıyoruz. Ayrıca belirtmek isterim, günde 50 bin maskeyi ücretsiz dağıtacağız, 1 ay boyunca bize ulaşan tüm vatandaşlarımıza maske göndereceğiz, sizin aracılığınızla duyurmuş olayım.◊ Koronavirüs Mobil Test Ünitesi adlı yeni bir buluş için de patent başvurusunda bulunduğunuzu öğrendim.- Evet bu ünite, konteyner kullanılarak üretilecek. Aynı anda iki bağımsız alanda iki kişi test yapabilecek. Giriş TC kimlik numarasıyla olacak ve kişiler içeriden çıkıp da konteyner otomatik olarak dezenfekte edilmeden yeni bir kişinin girişine sistem izin vermeyecek. Orta kabindeki memur da sonucu pozitif çıkan kişilerin karantina işlemleri ile ilgilenecek. Böyle bir proje ürettik, patent için de başvuruda bulunduk. LİMİT KOYMAYA KALKTILAR PROGRAMI BIRAKTIM◊ Motosiklet tutkunlarının sayısı her geçen gün artıyor, bir televizyon programı yapsanız iyi reyting alır diye düşünüyorum. Ama siz buna sıcak bakmıyormuşsunuz. Neden?- Aslında zamanında yaptık. Adını da “Limit Yok” koymuştuk. Çok da iyi programdı.◊ Neden bitti o zaman?- Adı “Limit Yok”tu ama sonradan bana limit koymaya çalışıldı. “Şunu deme, şunu yapma, böyle olmasın da şöyle olsun”... Sonunda “Benden bu kadar” dedim ve bıraktım.BANA GÖRE DEĞİLMİŞ BİR DAHA EVLENMEM◊ Daha önce başınızdan bir evlilik geçti, bir de oğlunuz var. Sizi yeniden nikâh masasına oturtabilmek mümkün mü?- Evet, aslan gibi bir oğlum var. Adı Junior Tarhan Telli. Evlilik derseniz, yok, bir daha evlenmem. Büyük konuşuyorum belki ama evlilik bana göre değilmiş. Ama eski hanımımdan Allah razı olsun ki benim gibi zor bir adamı dizginledi ve aslan gibi bir evlat verdi. İyi ki evlendim, iyi ki aslan oğlum oldu. Ama dediğim gibi bir daha evlenmem.◊ Size göre “sıradan” yaşamı olan bir kadının kalbinizi çalabilme ihtimali var mıdır?- Biraz zor. Şıpsevdi ya da sadece güzel bir kadından etkilenmem. Akıllı, vizyonlu, yaratıcı kadın severim. Bir de sporu hayat tarzı haline getirmişse... Bunlara ek, sabahları uyanıp kafamı çevirdiğimde bana gülen iki güzel göz, güzel bir yüz şahane olur. (Gülüyor)

Kaynak: hurriyet.com.tr

Yorumlar

  1. Bu habere henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yap